Etiket arşivi: Estrogenolit Azdırıcı Damla

KİLO VERDİKÇE CİNSEL YAŞAM İYİLEŞİYOR

Estrogenolit Damlası

Cinsel sorunu olanlar size nasıl geliyor? En çok hangi problemlerle karşılaşılıyor? Neler yapıyorsun?
Cinsel sorunlar geniş bir yelpazede yer alıyor. Kadınlarda cinsel isteksizlik, uyarılma sorunları, orgazm problemi, cinsel ağrı ve özellikle ülkemizde vajinismus yaygın. Erkeklerde ise sertleşme sorunu, erken boşalma, libido kaybı gibi problemler görülüyor. Kadınlarda cinsellikte konsantrasyon sağlayamama, zevk almama gibi şikâyetler de mevcut. Aslında cinsel hayatınızda herhangi bir mutsuzluğunuz varsa biz bunu bir sorun olarak değerlendiriyoruz. Sizi, eşinizi veya çift olarak ortak mutluluğunuzu engelleyecek her soruna çözüm üretiyoruz.
Cinsellik üzerine olan konular ya ayıp ya yasak. Konuşmadan nasıl çözeceğiz?
Gerçekten de cinsellik tüm dünyada hâlâ tabu. Her 3 kişiden 1’i en az bir cinsel sorun yaşıyor. Buna rağmen 10 kişiden yalnızca 1’i bir uzmana başvuruyor. Çiftlerin neredeyse yarısı cinsel sorunlarını veya mutsuzluklarını aralarında konuşamıyor. Bu nedenle cinsellikle ilgili yanlış bilgiler ve şehir efsanelerine çok rastlanıyor. Oysa cinsel sağlık hem genel sağlığın, hem de aile sağlığının önemli bir göstergesi. Bu konuda konuşmak çözüme giden ilk adım. Bazen çiftler sorunlarını aralarında konuşabildiklerinde tedaviye bile gerek kalmıyor.
Şişmanlık cinselliği etkiler mi?
Şişmanlık cinselliği birçok açıdan etkiliyor. Özellikle bel çevresi genişliğinin ve yağ fazlalığının seks hormonları üzerinde ciddi olumsuz etkisi var. Cinsel isteği, uyarılmayı, sertleşmeyi, orgazm ve boşalma sürecini etkileyen seks hormonları yağ fazlalığı durumunda azalıyor. Sonuçta cinsel sorunlar başlıyor. Şişmanlık cinsellik için gereken fiziksel performansı azaltıyor. Yine cinsel sorun riskini 2 kattan fazla artıran diyabet, yüksek tansiyon gibi sorunlara yol açıyor. Bir de cinsellikte vücut imajı çok önemli. Vücudundan memnun olmayanlar cinsellikte kendilerini rahat hissedemiyor ve bu uyarılmayı düşürüyor.
Şişman olan herkesin cinsel yaşamda sıkıntısı olur mu?
Şişman olanların cinsel sorun yaşama riski çok yüksek. Kilolu erkeklerin %85’inde testosteron düşüklüğü karşımıza çıkıyor. Yine kilolu kadınlarda ise hem isteksizlik hem de uyarılma ve orgazm güçlüğü çok sık görülüyor. Mesela vücut ağırlığının sadece %10’ununu kaybeden şişman erkeklerin hem sertleşme fonksiyonlarında hem de kolesterol ve kan basıncı değerlerinde iyileşme olduğu gösterildi. 40 yaş altındaki şişman kadınlar 1 yıl düzenli diyet ve egzersiz yaptıklarında cinsel istek ve orgazm kapasitelerinde neredeyse 2 kat artış yaşıyorlar.
Afrodizyak etkili dediğimiz yiyeceklerle ilgili fikrin ne?
Cinsel fonksiyon sorunlarının günümüzde yüzde 70’inden fazlasının organik nedenlerle oluştuğunu biliyoruz. Özellikle seks hormonlarındaki dengesizlik ile cinsel bölge damar ve sinirlerindeki hasar kadında da erkekte de cinsel sorun yaratıyor. Bunun yanında cinsel bilgiler, geçmiş cinsel deneyimler, performans endişesi, ilişki kalitesi, stres gibi faktörler de cinsel sorunlarda etkili. Dolayısıyla ciddi bir cinsel sorunda bu faktörlerin incelenip kişiye özel bir tedavi planının oluşturulması gerek. Bu yapılırken, bir yandan kilo kontrolü bir yandan da afrodizyak besin seçimleri yapılabilir. Soruna göre özel antioksidanlar da kullanılabilir. Cinsel sağlığa iyi gelen besinler aslında kalbe ve beyne de iyi gelen besinler. Omega-3, deniz ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, kan şekerini yavaş yükselten glisemik indeksi düşük ürünler cinsel sağlığa da iyi geliyor. Aşırı tuzlu, şekerli ve sağlıksız yağlarla hazırlanan yiyecekler ise cinsel bölgedeki damarları, kas yapısı olumsuz etkiliyor, pelvik ödem ve toksin birikimine yol açıyor.
Estrogenolit Damlası

CİNSEL SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Estrogenolit Hap

Partnerinizle aynı kafa yapısına sahip olmanız, birçok sorunu aşmanızı sağlar. Hangi filmi izleyeceğinize karar vermeniz 5 saniye sürer, yorgan kimde kavgası yaşanmaz, seks hayatınız da mükemmel olur. Fakat burada biz bir adım daha ileri gidecek ve aranızda libido miktarı ile ilişkili bir sorun olduğunu düşüneceğiz. Ne kadar sıklıkla seks yapmak istiyorsunuz? Partneriniz de sizin kadar istiyor mu? Arada fark olabilir. Bu istenç farkı, büyük sorunlar da yaratabilir. Biz de işin uzmanlarına danıştık ve bu tip bir sorun ile karşılaştığınızda ne yapmanız gerektiğini sorduk.

Sorun: Daha Fazla Seks İsteyen Taraf Sizsiniz

Uzmanlara göre, erkeklerin libidolarının daha yüksek olmasının nedeninin, erkeklerde daha fazla testosteron bulunması olmasıdır. Erkeklerin spontane olarak uyarılmaları, bu açıdan bakıldığında fizyolojik olarak daha mümkün. Küçük şeyler bile bizi baştan çıkarabilir ve uyarılmalara neden olabilir.

Çözüm:

Seks yapmak istediğinizi ona açık açık söyleyin. Bunu direkt dillendirmek size biraz garip mi geliyor? Film izlerken birden söyleyin, aradan çıkarıverin. Seks konuşurken kullandığımız dilin kendisi bile kendi içinde seksi olabilir. Yani, bu işe de bir fantezi gibi bakın. Sabahları onunla seks yapmayı ne kadar sevdiğinizi, bunu daha fazla yaşamak istediğinizi söyleyin. Eğer tepki vermiyorsa, işe biraz duyguları katın ve sizin için seksin ne anlama geldiğini açıklayın. Unutmayın, diyalog her konuda sizi birbirinize bağlayacaktır. Seks de bu konudan bağımsız değil.

Sorun: Daha Fazla Seks İsteyen Taraf O

Yapılan bir çalışmaya göre, erkekler karşı tarafın libidosunu ciddi anlamda küçümsüyorlar. Hatta, karşı tarafın isteksiz olduğunu gördüklerinde, işi başlatmaya da girişmiyorlar. Fakat kadınlar da seks yapmak istiyor. Bunu özgürce ifade edemiyor olabilirler. Dolayısıyla, sundukları ipuçları da kolaylıkla gözden kaçabilir.

Çözüm:

Taleplerini küçümsemeyin. Daha fazla seks isteyen taraf, eğer istekleri karşılanmazsa kendisini kötü hissedebilir; isteği daha az olan taraf da kendisini baskı altında hisseder. Çözüm basit: Ortak bir noktada uzlaşmaya çalışın. Ne kadar seks istediğinizi söyleyin; ondan da aynısını söylemesini isteyin. Ortaya bir zaman çizelgesi bile çıkarabilirsiniz.

Estrogenolit Hap

Erkek için erotizm kadın için romantizm…

Estrogenolit Hap

Erkek için erotizm kadın için romantizm…

Erkeklerin cinselliğin fiziksel boyutunu, kadınların ise duygusal boyutunu ön plana alarak seksi yaşadıklarını söylerler. “Cinsellik erkekler için erotizm, kadınlar için romantizm odaklıdır” diyen bunda hormonlarının etkisinin büyük olduğunu söyler. “Erkeklerin cinsellik hormonları uyarılma sırasında hızla en yüksek seviyeye çıkar ve orgazma ulaşır ulaşmaz aynı hızla en düşük seviyeye inerek cinsel uyarılmayı sonlandırır. Yani penis çabuk sertleşir ve boşaldıktan sonra çabuk iner. Kadınların cinsel uyarılma sürecinde ise, hormonları daha yavaş ve uzun sürede en yüksek seviyeye ulaşır ve orgazma ulaştıktan sonra da etkilerini göstermeye devam eder. Yani klitoris yavaş sertleşir ve boşaldıktan sonra da uzun bir süre sert kalabilir. Bu sayede bir kadın art arda birden çok kez boşalabilir veya orgazm olabilir ama bir erkeğin boşaldıktan sonra bir daha boşalabilmesi için bir dinlenme süresi gerekir. Erkeklerde sertleşmenin uyarılmanın açık göstergesi olması gibi, meni çıkışı da boşalma ya da orgazmın açık göstergesidir. Kadınlarda her iki durumda da bu kadar açık ve kesin bir gösterge yoktur, kadınlar boşaldığında meni gibi sıvı çıkışı olmaz ve kadınlar çoğu zaman kendilerini orgazm taklidi yapmak zorunda hissederler. Erkekler içinse, cinsel tatmin cinsel performansa eşdeğerdir. Kadınların yaptıkları gibi orgazm taklidi yapma olanakları olmadığından, performansları ölçüsünde cinsel tatmin sağlarlar. Bu nedenle de erkekler performans kaygısı yaşarlar ama kadınların böyle bir kaygıları olmaz” dedi. Erkeklerin cinselliği dokunarak, sevişerek hazırlık yapmadan doğrudan penis-vajina birleşmesi olarak yaşadıklarında da boşalabileceklerini, kadınların sevişmenin olmadığı bir cinsel ilişkide duygusal tatmin sağlayamadıklarından cinsel tatminlerinin ya olmayacağını ya da eksik kalacağını söylerler.Erkeklerse cinsel arzuları uyandıktan sonra daha kolay ve daha kısa sürede cinsel tatmine ulaşabilirler.Kadın ve erkeklerde ergenlik döneminde mastürbasyonla başlayan cinsel deneyimin, erkeklerde kadınlardan daha erken yaşlarda görüldüğüne erkeklerin hem bu dönemde hem de sonraki yaşlarda kadınlardan daha sık mastürbasyon yaptığını belirtti. Cinselliği en fazla düşünen ve daha fazla cinsel partneri olan tarafın erkekler olduğunu Klinik bulgular gösteriyor ki, erkeklerin ilk cinsel partner deneyimleri genellikle seks işçisi bir partnerle olurken, kadınlarda böyle bir deneyim yaşanmaz. Kadınların ilk cinsel partnerleri genellikle ilk sevgilileri olur. Erkekler cinsel deneyim açısından olgunluğa 20’li yaşlarda ulaşmış olurlar ama kadınlar cinsel deneyim olgunluğuna 30’lu yaşlarda ulaşırlar. Erkekler duygusal bir ilişkileri varken başka bir ya da daha çok partnerle cinsel ilişki yaşayabilir ama kadınların cinsel yaşamında genellikle aynı anda sadece tek bir partner olurlar.
Estrogenolit Hap

Aşkın yaşı yok derler, ya cinselliğin yaşı?

Estrogenolit Hap
Aşkın yaşı yok derler, ya cinselliğin yaşı?
Cinselliğin yaşı vardır. Kişiler yeterli cinsel eğitim almışlarsa, bedensel gelişimlerini tamamlamışlarsa ve güvenli cinsel ilişki kurma bilincine ulaşmışlarsa, hem kendisini hem de partnerini cinsel yolla bulaşan hastalıklardan koruyabilme bilincine ulaşmışlarsa, o zaman cinsellik için uygun yaş gelmiş diyebiliriz. Libido kadında 35 yaşına kadar artar, 45 yaşına kadar sabit kalır ve çok ileri yaşlara kadar azalarak da olsa gücünü korumaya devam edebilir. Kadın sağlıklı olduğu sürece yine çok ileri yaşlara kadar orgazm olabilme kabiliyetini korur. Hatta menopoza yaklaşmakta olan bir kadında gebelik oluşma ihtimalinin giderek azalmasıyla birlikte azalan gebe kalma korkusu, çocukların büyümesiyle birlikte ev iş yükünün azalması gibi etkenler kadında bu dönemlerde libidonun artmasına bile neden olabilir. Erkekte ise libido 20–30 yaşlar arasında doruğa çıkmıştır. Erkek de sağlıklı olduğu sürece ileri yaşlara kadar ereksiyon ve orgazm olabilme özelliklerini koruyabilir. Sonuç olarak erkeğin andropoza ve kadının menopoza girdiğinde cinsel yaşamının bittiği doğru değildir. Her iki cins için en uygun ve en ideal yaş 35’dir.Evet, her yaş döneminin ayrı bir güzelliği ve özelliği vardır. Genç yaşımızda yaşadığımız cinselliğin hissettirdiğini ancak o yaş grubunda anlayabiliriz. Cinselliği doğuştan getiririz ama yaşam süreci boyunca onu geliştirmek ya da olduğu yerde bırakmak bize bağlıdır. Yaş ilerledikçe geliştirdiysek daha doyurucu daha haz alıcı bir cinsellik yaşantımız olabilir. Sağlık sorunu yaşanmadığı sürece cinsellik her yaşta yaşanır ve yaşandığı her yaşta da ayrı bir güzellikte ayrı bir tat da verir. Hem erkek hem de kadında libido her ne kadar yaşa bağlı olarak azalma gösterse de, çiftler sağlıklı oldukları sürece çok ileri yaşlara kadar hiçbir tedaviye gereksinim olmadan cinselliklerini yaşamaya devam edebilirler. Ayrıca sağlıklı bir yaşlıda cinselliğin olmadığını ya da olmaması gerektiğini düşünmek, yemek yemenin, uyumanın yaşlılıkta gereksiz olduğunu düşünmek gibidir. İnsan yaşamında yeri olan böyle bir olguyu yaşlılar için yok saymak gerçekçi değildir. Yaşlılıkta cinselliğin boyutları farklıdır. Yaşlılıkta cinsellik, daha çok sarılma, öpüşme, birlikte rahatlama, gevşeme ve haz paylaşma amacına yönelik olarak kişilerin birbirlerine karşı sevgi ve bağlılıklarını ifade etmelerinin bir aracı olabilirSağlıklı bir erişkin 30–40 yaşları arasında haftada ortalama 1–4 kez ilişkide bulunur. Bu sabit bir sıklık değildir. Kişiden kişiye, aynı kişide farklı zamanlarda ilişki sıklığı geçici olarak artabilir veya azalabilir. Yaş ilerledikçe ilişki sıklığında azalma eğilimi gözlenir. Yaşla birlikte sıklık azalmasına rağmen, cinsel arzuyu doğuran kaynağın gücü aynıdır, ancak kaynağın doyurulma ihtiyacı azalır. Yaygın inanışa göre kadınlar ve erkekler belli yaşlardan sonra cinselliğin o kadar önemli olmadığını düşünüyorlar.Yaşlılıkta ortaya çıkabilecek fiziksel ve cinsel sorunlar yumuşaklık, sevecenlik, güven ve tanışıklık sayesinde kolayca aşılabilir. Ortalama 40 yaş farkın olduğu ilişkiler görüyoruz.Cinsellik zihinsel fiziksel ruhsal birliğin sağlandığı süreçtir. Kişiler arasında var olan saygı sevgi güven duygusunun olması ile birlikte iletişim boyutlarının güçlü olması cinsel süreçte alacakları hazzı artırıcı bir etkendir. Ancak biz ülke olarak cinsellikte ne yazık ki yasak günah ve ayıp üçlüsünü geçememekteyiz. Bununla birlikte cinsel mitlerimizin fazlalığı da her yaş grubunda cinselliği doya doya yaşayamamamıza sebep olmaktadır Aslında bakacak olursanız gençlerde bu süreçleri tam olarak yaşayabilmeleri ve uygulayabildiklerini daha az gözlüyoruz. Ancak arada 43 yaş çok fazladır. Hiç sorun olmayacak bir yaş farkı değildir. Ancak cinsellik doğduğumuz andan itibaren başlar ve nefesimiz bizi terk edene kadarda belli, değişken istekler haline sürer. Seks isteği her canlıda vardır ve yaşla alakası olamayan bir durumdur. Kadınları yaşları ilerledikçe cinsellikte daha iyi noktalara geldiği, erkeklerin performansının da düştüğü söylenir. Ama erkekler tam tersini savunur. Hangisi doğru? Aslında her ikisi de doğru olabilir. Kadınlar yaşlandıkça olgunlaşırlar, tıpkı bir şarap gibi. Kendi bedenlerini keşfederler ve bir erkeği nasıl mutlu edeceklerini öğrenirler. Erkekler ise gençken çok isteklidirler, yaşlandıkça istekleri azalır. İsteğin azalması tabiî ki erkekte performans düşüklüğüne yol açabilir ama bu her zaman geçerli olan bir kural değildir. Hem erkek hem de kadında libido her ne kadar yaşa bağlı olarak azalma gösterse de, çiftler sağlıklı oldukları sürece çok ileri yaşlara kadar hiçbir tedaviye gereksinim olmadan cinselliklerini yaşamaya devam edebilirler.
Estrogenolit Hap

İYİ BİR SEKS’İN PÜF NOKTOLARI

Estrogenolit Damla

Dünyanın en eski heyecanlarından birisi olan seks, yaşattığı haz ve salgılattığı onca harika hormon sayesinde bize gençlik, dinçlik, güzellik, dirilik, sağlık ve daha pek çok şey sunuyor. Seks sırasında kalp atışlarımız hızlanıyor, daha sık ve fazla nefes alıyor, vücuda daha fazla oksijen alıyor, kan dolaşımımızı hareketlendiriyor, içimizdeki hayat enerjisinin dönmesini sağlıyoruz. Düzenli seks yapanların stresi yönetme becerisinin, yapmayanlara nazaran daha fazla olduğu belirtiliyor. Seks yapın, sinirleriniz gevşesin, kalbiniz saat gibi çalışsın ve oksijen her bir hücrenize rahatça ulaşsın.Tatlı konuşmalar, yumuşak yastıklar, dinlendirici bir müzik çiftlerin cinsel enerjisini artıracak ideal bir ortamdır. Yemek yedikten sonra sevişmeyin. Sevişmeden önce soğuk içeceklerden, dondurmadan ya da buzdan kaçının. Çükü hazımsızlık veya soğuk yiyecekler cinsel enerjiyi azaltır. Ama yorgun, aç ve kızgınken de cinsel ilişkiden kaçının. Çünkü bu da cinsel enerjinizde dengesizliğe neden olabilir.Sevişmeden yarım saat önde tuvalet ihtiyaçlarınızı giderin. Dolu idrar torbasıyla cinsel ilişkiye girmek sıkıntı vericidir. Aşırı soğuk ya da aşırı sıcak havalarda sevişmek elektromanyetik alanda dengesizliğe yol açabilir. Sevişmeden önce ve sonra çok çalışmayın. Kaslar gevşediğinden enerji toparlamak zorlaşır. Çiftler için cinselliğin korku verici yanları da vardır. Erkeklerin yetersizlik, tatmin edememe, erken boşalma vb. korkuları da vardır. Kadınlarda ise kirletilme, zarar görme, aşağılanma. Cinsellik sevgi ve şefkat dolu dokunuşlarla kombine edilince korkutucu olmaktan çıkar. Bu nedenle cinsel mutluluğun sırrı çiftlerin birbirini çok iyi tanımalarında yatar. Partnerinin vücudunu iyi tanımak için göz kapakları, dudaklar, yüz, göğüs bölgesi, eller, kalça, bacaklardan ayak parmaklarına kadar cinsel haz alarak ve cinsel haz vererek sevgiyle dokunmak şarttır. Böylece partnerinizin gizemini dokundukça keşfedecek, karşınıza çıkacak yeni duygular hoşunuza gidecek ve her ikiniz de oldukça heyecanlı ve zevkli anlar yaşayacaksınız.Daha da uzun, duyarlı ve keyifli bir cinsellik yaşamak, erkeklerde boşalmanın denetim altına alınması, kadınlarda ise daha kolay orgazma ulaşılması için son derece gerekli olan ön sevişme, cinsellikten alınan hazzın arttırılması ve cinsel uyumsuzlukların daha az görülmesi için de gereklidir. Bu nedenle ön sevişmeye yeteri kadar zaman ayıran çiftler sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşama sahip olurlar.
Estrogenolit Damla

TENSEL UYUM NEDİR?

Estrogenolit Hap
TENSEL UYUM NEDİR?

Çiftlerin birbirlerine dokunduklarında oluşan elektrik tensel uyumun ta kendisidir. Tensel uyumu iyi olan çiftlerde cinsel yaşam çok daha mutlu yaşanmakta ve eşlerin birbirlerine olan sadakati ömür boyu sürmektedir. Cinsellik mutlu birliktelikler için her iki tarafın da aradığı bir aktivitedir. Mutlu bir cinsel yaşam da tensel uyumdan geçmektedir. Birbirine dokunduğunda heyecanlanmayan ve birbirlerini istemeyen çiftlerin birlikteliklerinin uzun ömürlü olması beklenemez.Partnerinize dokunmaktan büyük bir keyif alıyor ve birbirinizden zor kopuyorsanız tensel uyumunuz iyi demektir. Mutlu ve sağlıklı bir cinsel yaşam için tensel uyum gereklidir. Vücudun salgıladığı feromon hormonu tensel uyumda önemli rol oynar. Aşkın kokusu adı da verilen feromonlar kişinin ruh halini ve davranışlarını değiştirmektedir. Tensel uyuşmazlıkta ise çiftler aynı cinsel istek düzeyinde olmayıp birbirlerine dokunduklarında heyecanlanmazlar. Gerçek aşkın ve sevginin yaşandığı ilişkilerde tense uyumsuzluk genelde yaşanmamaktadır. Tensel uyumu mükemmel olan çiftler se artık birbirlerini sevmeseler de birbirlerinden kopamazlar.Birbirini görmeden yapamama, sürekli yanında olma isteği, dokunuşlara karşı koyamama, onsuz bir hayat düşünememe, cinsel olarak asla başka birini istememe ve daha birçok duyulan hissin altında tensel uyum yatmaktadır. Hava ile birlikte alınan ve beyne kadar giderek ten haberleşmesini sağlayan feromon hormonları herkeste farklı etki yaratmaktadır. Tıbben yumurtlama döneminde erkek tarafından kadında hissedilen feromon hormonlarının erkeklere çok çekici geldiği gözlemlenmiştir.Toplumda bazı yanlış inanışlar var. “Birbirini seven, iyi anlaşan çiftlerin cinsel yaşamları da iyidir” diye düşünmek yanlış bir inanış, evlilik uyumunun iyi olması eşlerin cinsel sorun yaşamalarına engel değildir. “Cinsel yaşam iyi ise evlilik iyi gider” demek de yanlıştır.Kişinin cinsel yaşamı biyolojik yapısından, yaşam koşullarından, içinde yetiştiği ve yaşadığı kültürel çevreden etkilenir. Bu nedenle de sorunsuz, uyumlu bir cinsel yaşam için neyin gerekli olduğunu, cinsellikte neyin normal neyin ise anormal olduğunu söylemek oldukça zordur. Eşlerin cinsel yaşamında olması veya olmaması gerekenler iki kişinin beklentisine bağlıdır diyebiliriz. Bu beklentilerin anlaşılması için eşler arasında açık bir iletişim olması gerekir. Beklentilerin anlaşılması ve ortak bir noktada buluşulması hemen olmaz, evlilikte cinsel uyum zaman alır ve çaba gerektirir.Evliliğin bütününün sağlıklı olması için hem eşler arasındaki iletişimin hem de cinselliğin sorunsuz gitmesi gerekir ve her iki alandaki sorunlar da birbirini etkiler. Araştırmalar cinsel işlev bozuklukları ve evlilik sorunlarının çoğunlukla bir arada görüldüğünü ortaya koyuyor. Ancak öncelik sırası farklı olabiliyor, yani bazen evliliğin başka alanlarındaki sorunlar cinsel uyumu etkiliyor, örneğin parasal konulardaki sıkıntılar veya iletişimsel çatışmalar cinsel ilgi ve isteğin azalmasına sebep olabiliyor. Bazen de cinsellikteki sorunlar evlilik uyumunu bozuyor.
Estrogenolit Hap

ERKEKLERDE CİNSEL İLİŞKİYE GİREMEME

Estrogenolit Hap
ERKEKLERDE CİNSEL İLİŞKİYE GİREMEME

Cinsel ilişkiye girememe sorunu kadınlarda olduğu gibi erkeklerde de ortaya çıkabilmektedir.
– İlk gece korkusu
– Cinsel isteksizlik
– Cinsellikle ilgili bilgi eksiklikleri
– Cinsel ilişkide ağrı sorunu
– İleri düzeyde erken boşalma
– Sertleşme (ereksiyon) problemleri
Cinsellik ile ilgili tabular, küçük yaşlardan itibaren verilen katı ahlaki kurallar, inanılan yanlış bilgiler (şehir efsaneleri), yaşanılan tacizler veya cinsel travmalar erkeklerdeki ilk gece korkusu ve cinsel ilişkiye girememenin önemli sebepleridir.Kadındaki vajinismus hastalığına benzer şekilde erkeklerde de cinsel birleşme anı geldiğinde korku, heyecan, terleme, titreme ve kasılmalar sık izlenilen belirtileridir.‘Panik atak benzeri’ bu durum çoğu zaman ilişkiyi terk etme ile sonuçlanmaktadır.Cinsellikle ilgili mastürbasyon da dahil her türlü aktivitelerden uzak durma, cinsel haz ve cinsel imajinasyonların (hayallerin) oluşmaması ve bu durumun en az 6 ay süreyle devam etmesi cinsel isteksizlik göstergeleridir.Cinsellikten uzaklaşma sonradan ortaya çıkabileceği gibi, ezelden beri de olabilir. Bu tür hastalarda öncelikle bir ürolojik ve sistemik muayene, hormon testleri, ultrasonda genital bölge kan akımının değerlendirilmesi gibi testler istenilir. Sorun psikolojikse bu tür erkek hastalar cinsel terapilerden fayda görebilmektedirler.Evlendikten sonra cinsel birleşmenin nasıl ve ne şekilde sağlanacağının bilinmemesi, hangi cinsel pozisyonların tercih edileceği ile ilgili konular cinsel ilişkiye girememe sorununa yol açabilmektedir. Tüm bu sorunlar basit bilgilendirmeler ve cinsel danışmanlık sonucunda kolaylıkla giderilebilmektedir.Erkeklerde cinsel ilişkide ağrı veya boşalma sırasında ağrı psikolojik kökenli olmaktan çok, bazı ürolojik problemlere bağlıdır. Erken boşalma; boşalmanın kontrolsüz şekilde gerçekleşmesi genellikle psikolojik etkenlere bağlıdır ve kısa sürede cinsel terapi ile çözüme kavuşmaktadır.Erken boşalma sonradan ortaya çıkabileceği gibi, ezelden (sürekli) de olabilir. Bazı erkeklerde penis vajina içine girer girmez boşalma gerçekleşirken, bazılarında daha ön sevişme sırasında irade dışı boşalma ortaya çıkmakta ve penisin sertliği azalmaktadır.Erken boşalma sorunu yaşayan erkeklerin eşlerinde de ‘anorgazmi’ (orgazm olamama) problemi sık olarak ortaya çıkmaktadır.Erken boşalma tedavisi için cinsel terapiler ile birlikte medikal destek (ilaç desteği) de uygulanabilmektedir.Erkeklerde ereksiyon problemleri fiziksel ve psikolojik nedenli olabilir. O yüzden öncelikle tam bir ürolojik değerlendirme yapılması şarttır. Sertleşmenin hiç olmaması, yeterince olmaması veya sertleşme sürecini sürdürememe en sık görülen ereksiyon problemleri arasındadır.İleri düzeydeki ereksiyon problemleri de erkeklerde cinsel ilişkiye girememe sorununa da yol açabilmektedir. Günümüzde ereksiyon problemlerinin tedavisi için geliştirilen ilaçlar bu konuda adeta bir çığır açmıştır. Erkeklerde cinsel ilişkiye girememe sorunu genelde psikolojik kökenli de olsa öncelikle bir ürolojik değerlendirme şarttır. Altta yatan neden organik (fiziksel) bir patolojiye bağlı değilse, tedavilerde verilecek cinsel danışmanlık ve cinsel terapiler sonucunda kısa sürede kalıcı bir düzelme sağlanabilmektedir. Bazen ilaç desteği de faydalı olmaktadır.
Estrogenolit Hap

TEK GECELİK SEKS HAYATI

Estrogenolit hap ve Estrogenolit Damla

Günümüzde kadınlar da artık çok rahat bir şekilde erkekleri bir gecelik ilişki olarak görebiliyor ve sadece cinsel duygularını bastırmak için bir erkekle beraber olup sabah onu unutabiliyor. Bu durum toplumda ne tür sorunları beraberinde getiriyor?
İnsanlar büyük şehirlerde çok yalnız. Bu nedenle de tek gecelik ilişkileri tercih ediyorlar. Fakat bu tek gecelik ilişkileri tercih ettiklerinde erkek veya kadın olarak cinselliği bilmedikleri anlamına gelmiyor. Burada bir tehlike yok. İnsanlar birbirlerini kullanmıyorlarsa bir zarar yok. İki taraf da hazırsa, korunma tedbirleri de alınıyorsa sorun yok. Şartlar bunu getiriyor.Modern toplumun gereği olarak kadınlar da artık erkekler gibi yatakta hakimiyeti ele almak istiyor. Bu durum erkeğin psikolojisini ne yönde etkiliyor?Bu durum erkek psikolojisini olumsuz yönde etkiliyor. Çok bilinçli erkeklerde de “erkek benim, üstte olacak benim” gibi bir bilinç yerleşmiş. Cahil insanlarda bu daha büyük tehlikelere mal olabiliyor. Cinayetler işlenebiliyor. Genel olarak baktığımızda burada bir eşitlik olsun diyoruz. Orgazm olma söz konusu olduğunda her ikisi de orgazm olsun, her ikisi de kendini iyi hissetsin istiyoruz. Bu konuda bilgi eksikliği var.
Bu değişimin en büyük sebebi ne olabilir?İnsan yalnızlığını ortadan kaldırmak için ilk gördüğü kişiye aşık olmuyor ama tek gecelik ilişkilere itilebiliyor insanlar .Cinselliği bu kadar özgürce yaşamak evlilik düşüncesini de kafalardan uzaklaştırmıyor mu?Uzaklaştırıyor fakat bunun olabilmesi için iki kişinin de ekonomik özgürlüğünü kazanmış olması gerekiyor. İstediğim zaman istediğim erkekle birlikte olurum, istemiyorsam olmam diyebilecek kadınların bunu söyleyebilmesi için para kazanıyor olması gerekiyor. Bu aynı zamanda erkek için de geçerlidir.. İnsan yalnızlığını ortadan kaldırmak için ilk gördüğü kişiye aşık olmuyor ama tek gecelik ilişkilere yönelebiliyorlar.

Estrogenolit hap ve Estrogenolit Damla

ORTA ÇAĞ’DA CİNSEL HAYAT PART 2

Estrogenolit Damla ve Estrogenolit Hap
DİLDO KULLANIMI
Kilisenin tüm yasaklarına karşı, uzun süren savaşlar dolayısıyla eşlerine kavuşamayan kadınların sıklıkla başvurduğu yollardan birisiydi dildo kullanımı.
Ancak cinselliğin her türlü suni yoluna soğuk bakan kilise, dildo kullanımı için de aynı şeyi düşünmekteydi.Kilise kayıtlarına dayanarak dildo kullanan kadınlara 5 sene pişman olma ödeme cezası ve kefaret verildiğini bilmekteyiz.
PENİSİ BÜYÜK GÖSTEREN KIYAFETLER
Orta Çağ Avrupası’nda moda olan bu uygulama cinsel organı olduğundan daha büyük göstermeyi amaçlamakta ve bu doğrultuda, iç çamaşırların ön kısmına takılan torbamsı kılıfın içine,talaş,kumaş benzeri malzemeler doldurularak daha büyük bir penis izlenimi oluşturulmaktaydı.
HAYIT TOHUMU
Günümüzde kadınların stres ve OKS kullanımına bağlı gelişen regl düzensizlikleri dolayısıyla başvurduğu bir yol olan hayıt tohumu, libidolarını dinginleştirmek isteyenOrta Çağ rahipleri nezdinde önemli bir yere sahipti.
BEKARET KEMERLERİ
Orta Çağ’da Cinsel Hayat denilince akla gelen şeylerin başındadır bekaret kemerleri.Genel olarak savaşa giden erkeklerin eşlerine giydirdiği bir önleyici olarak karşımıza çıkan bu eşyanın kimi versiyonları, mastürbasyon yapmayı dahi engelleyecek yapıya sahiptir.Kemerleri bedenlerinde taşıyan kadınların en korktuğu şey ise, eşlerinin savaşta ölmesi veya anahtarların kaybolması olmuştur.Bazı arkeolojik kazılarda günyüzüne çıkartılan, kemerin takılı olduğu haldeki iskeletlere dayanarak bunu rahatlıkla söyleyebilmekteyiz.
ADAM OTU
Geniş yapraklı, mor çicekli, sarımtırak meyvelere sahip olan bodur bir nebattır adam otu ( Adem otu, İnsan otu, Mandragora Officinarum ).Bu bitkiyi diğerlerinden farklı kılan özellik, afrodizyak ham maddesi ve büyücülük için kullanılmasıdır.
Tarihi metinlerde “şeytan mumu, şeytan meyvesi ” olarak da adlandırılan gizemli bitkinin etrafına ateşler saçtığı, adeta bir yıldız misali ufukta süreki parıldadığı yönünde anlatımlar yer almaktadır.Bahsi geçen ifadeleri tam anlamıyla efsane olarak nitelendirmek yerinde olmaz; çünkü sıcak Akdeniz ikliminin hakim olduğu bölgelerde yetişen adam otu, ateşböceklerinin toplanmayı tercih ettiği üzerinde yegane bitkilerdendir.
Onu bu denli özel yapan şey ise pek tabii afrodizyak etkisi ile beraber uyuşturucu etkisi de meydana getirmesi idi.Sonbaharda çıkartılması uygun görülen adam otunun kökleri güneş ışığında kurutulduktan sonra bıçak benzeri bir alet yardımıyla kazınır, sonrasında arzu edilen bir sıvı içine karıştırılarak belli dozlarda kullanılırdı.
Estrogenolit Damla ve Estrogenolit Hap

KADINLARDA HORMON BOZUKLUĞU

Estrogenolit Hapı

Hormon bozukluğu çok geniş bir kavramdır. Sadece kadınlarla ve gebelikle ilgili hormonları kapsamaz, bütün hormonlarla ilgili bozuklukları kapsar. Erkeklerde de bazı hormonal bozukluklar olabilir. Ancak hormon bozukluğu terimi kullanıldığında kadınlar tarafından öncelikle adet düzeni, tüylenme ve infertilite (kısırlık), gebelik ile ilgili hormonlar anlaşılır
Ülkemizde hormon bozukluğu veya hormon dengesizliği terimi çok yaygın kullanılmasına rağmen her zaman doğru kullanılmamaktadır maalesef. Gerçekte kadınlarda çok az hastalık hormon bozukluğuna bağlı gelişir. Her adet bozukluğunun, her tüylenmenin, her kısırlığın sebebi hormon bozukluğu değildir hatta bu durumların az bir bölümünde hormon bozukluğuna rastlanır.
Hormon bozukluğu teriminin en sık kullanıldığı durumların başınca özellikle genç yaşlarda görülen aşırı tüylenme ve kıllanmada artış durumu gelir. Hirsutismuz denilen bu durumlarda aslında çoğu zaman hormon değerleri normaldir, kan tahlilleri (testler) çoğu zaman normal görülür. Buna rağmen hemen hemen her tüylenme artışı hormon bozukluğu gibi adlandırılmaktadır halk arasında, bu yanlıştır Aşırı tüylenme hormonlarda bozukluğa bağlı olabileceği gibi çoğunlukla yapısal olduğu (özellikle esmer tenlilerde) görülür. Bazı ırklarda normal miktarda olan tüylenmeyi hasta aşırı sanabilir. Polikistik over sendromuna bağlı aşırı tüylenme olabilir. Bazı tüylenme durumlarında hormonlar artmamıştır ancak kıl foliküllerinin hormonlara duyarlılığı artmıştır.
Hormon bozukluğu terimin sıklıkla kullanıldığı bir diğer durum da adet düzensizlikleridir. Adet düzensizliği bazen kadınlık hormonları denilen (FSH, östrojen vb.) hormonlardaki bozukluklara bağlı olabilir, bazen guatr (TFT, T4, T3) hormonlarındaki bozukluklara bağlı olabilir. Ancak adet düzensizliği şikayeti ile başvuran hastaların çoğunluğunda (yaklaşık %80-90’ında) hiçbir hormonda bozukluk saptanmaz, tahliller normal çıkar. Bu nedenle her adet bozukluğundan hormonal bozukluk gibi bahsetmemek gerekir. Başta stres, emzirme, bazı ilaçlar, depresyon gibi durumlar olmak üzere birçok neden kadınların adet düzenini etkileyebilir ve başka hastalıklara bağlı da adet düzensizliği görülebilir. Adet düzensizliği şikayeti olan kadınların çok büyük kısmında da herhangi bir hastalık veya hormon bozukluğu saptanmaz.Tabiki bazen özellikle menopoza yakın yaşlarda (45-50) yaşlarında hormonlarda bozukluk saptanabilmektedir. Nadiren genç yaşlarda da yumurtalık hormonları veya guatr hormonları gibi hormonlarda bozukluk saptanabilmektedir.
Estrogenolit Hapı