Aylık arşivler: Şubat 2017

KİLO VERDİKÇE CİNSEL YAŞAM İYİLEŞİYOR

Estrogenolit Damlası

Cinsel sorunu olanlar size nasıl geliyor? En çok hangi problemlerle karşılaşılıyor? Neler yapıyorsun?
Cinsel sorunlar geniş bir yelpazede yer alıyor. Kadınlarda cinsel isteksizlik, uyarılma sorunları, orgazm problemi, cinsel ağrı ve özellikle ülkemizde vajinismus yaygın. Erkeklerde ise sertleşme sorunu, erken boşalma, libido kaybı gibi problemler görülüyor. Kadınlarda cinsellikte konsantrasyon sağlayamama, zevk almama gibi şikâyetler de mevcut. Aslında cinsel hayatınızda herhangi bir mutsuzluğunuz varsa biz bunu bir sorun olarak değerlendiriyoruz. Sizi, eşinizi veya çift olarak ortak mutluluğunuzu engelleyecek her soruna çözüm üretiyoruz.
Cinsellik üzerine olan konular ya ayıp ya yasak. Konuşmadan nasıl çözeceğiz?
Gerçekten de cinsellik tüm dünyada hâlâ tabu. Her 3 kişiden 1’i en az bir cinsel sorun yaşıyor. Buna rağmen 10 kişiden yalnızca 1’i bir uzmana başvuruyor. Çiftlerin neredeyse yarısı cinsel sorunlarını veya mutsuzluklarını aralarında konuşamıyor. Bu nedenle cinsellikle ilgili yanlış bilgiler ve şehir efsanelerine çok rastlanıyor. Oysa cinsel sağlık hem genel sağlığın, hem de aile sağlığının önemli bir göstergesi. Bu konuda konuşmak çözüme giden ilk adım. Bazen çiftler sorunlarını aralarında konuşabildiklerinde tedaviye bile gerek kalmıyor.
Şişmanlık cinselliği etkiler mi?
Şişmanlık cinselliği birçok açıdan etkiliyor. Özellikle bel çevresi genişliğinin ve yağ fazlalığının seks hormonları üzerinde ciddi olumsuz etkisi var. Cinsel isteği, uyarılmayı, sertleşmeyi, orgazm ve boşalma sürecini etkileyen seks hormonları yağ fazlalığı durumunda azalıyor. Sonuçta cinsel sorunlar başlıyor. Şişmanlık cinsellik için gereken fiziksel performansı azaltıyor. Yine cinsel sorun riskini 2 kattan fazla artıran diyabet, yüksek tansiyon gibi sorunlara yol açıyor. Bir de cinsellikte vücut imajı çok önemli. Vücudundan memnun olmayanlar cinsellikte kendilerini rahat hissedemiyor ve bu uyarılmayı düşürüyor.
Şişman olan herkesin cinsel yaşamda sıkıntısı olur mu?
Şişman olanların cinsel sorun yaşama riski çok yüksek. Kilolu erkeklerin %85’inde testosteron düşüklüğü karşımıza çıkıyor. Yine kilolu kadınlarda ise hem isteksizlik hem de uyarılma ve orgazm güçlüğü çok sık görülüyor. Mesela vücut ağırlığının sadece %10’ununu kaybeden şişman erkeklerin hem sertleşme fonksiyonlarında hem de kolesterol ve kan basıncı değerlerinde iyileşme olduğu gösterildi. 40 yaş altındaki şişman kadınlar 1 yıl düzenli diyet ve egzersiz yaptıklarında cinsel istek ve orgazm kapasitelerinde neredeyse 2 kat artış yaşıyorlar.
Afrodizyak etkili dediğimiz yiyeceklerle ilgili fikrin ne?
Cinsel fonksiyon sorunlarının günümüzde yüzde 70’inden fazlasının organik nedenlerle oluştuğunu biliyoruz. Özellikle seks hormonlarındaki dengesizlik ile cinsel bölge damar ve sinirlerindeki hasar kadında da erkekte de cinsel sorun yaratıyor. Bunun yanında cinsel bilgiler, geçmiş cinsel deneyimler, performans endişesi, ilişki kalitesi, stres gibi faktörler de cinsel sorunlarda etkili. Dolayısıyla ciddi bir cinsel sorunda bu faktörlerin incelenip kişiye özel bir tedavi planının oluşturulması gerek. Bu yapılırken, bir yandan kilo kontrolü bir yandan da afrodizyak besin seçimleri yapılabilir. Soruna göre özel antioksidanlar da kullanılabilir. Cinsel sağlığa iyi gelen besinler aslında kalbe ve beyne de iyi gelen besinler. Omega-3, deniz ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, kan şekerini yavaş yükselten glisemik indeksi düşük ürünler cinsel sağlığa da iyi geliyor. Aşırı tuzlu, şekerli ve sağlıksız yağlarla hazırlanan yiyecekler ise cinsel bölgedeki damarları, kas yapısı olumsuz etkiliyor, pelvik ödem ve toksin birikimine yol açıyor.
Estrogenolit Damlası

Kadın Cinsel Sorunlarının Psikolojik Nedenleri

Estrogenolit Damlası

Toplumumuzda kız çocukları yetiştirilirken cinsellikle ilgilenmemeleri öğretilir. Cinsel ilgi ve aktiviteler kınanır ve kısıtlanır. Mesela mastürbasyon yapmaları istenmez ve hoş karşılanmaz. Kadınlardan beklenen sadece eşine yanıt verebilir olmalarıdır. Birçok araştırmada kadınların önemli bir bölümünün ön sevişme sırasında eşlerine çok az katıldıkları ya da hiç katılmadıkları, birleşme sırasında ise çoğunlukla hareketsiz kaldıkları gösterilmiştir. Kadınlar erkeklere neyi cinsel olarak uyarıcı bulduklarını söylemekten kaçınırlar, yeteri kadar uyarılmadıklarında cinsel birleşmeyi reddetmezler, hazlarını artıracak daha aktif tutumlar almaktan kaçınırlar. Duygusal yakınlık daha önemli olduğu için yakınlık, yumuşaklık hissetmediklerinde ya da kırgınlıkları olduğunda, incindiklerinde cinsel işlevleri daha çabuk olumsuz olarak etkilenir.
Geleneksel kadın cinsel rolünü benimsemiş olanlar için “iyi kız” sendromu, edilgenlik, boyun eğme, yumuşak başlılık, incelikli olmakla birliktedir.
Geleneksel kadın rolünün orgazm olamama (anorgazmi) ile ilgili mesajları şunlardır:
a – Cinsellikle ilgili her türlü duygu ve davranışlarını kontrol etmelidirler.
b – Cinselliklerini sadece eşlerine yanıt vermekle sınırlamalıdırlar.
c – Orgazm olup olmamaları, hatta cinsellikten haz almaları önemli ve beklenen bir şey değildir.
Orgazm bozukluğu olan kadınlarda kendilerine duydukları saygının azlığı, yetersizlik duyguları ve olumsuz beden imgesi daha sık görülmektedir. Bu kadınlar kendi cinselliklerinden, ilişkilerinden ve cinsel aktivitelerinin tipinden ve düzeyinden daha az memnundurlar.
Edilgen, bağımlı ve çekingen kadınlar, aktif, bağımsız ve girişken kadınlara göre daha çok cinsel işlev bozukluğu gösterirler. Evlenmemiş kadınlar cinsel ilgi ve isteklerini reddetmeyi, bekarete değer vermeyi ve meşru bir evlilik ilişkisinde bütün bu engellenmelerin ortadan kalkmasını beklemeyi öğrenmektedirler. Ancak yıllarca cinsel duygularına ilgisiz kaldıktan ve onları bastırdıktan sonra meşru bir erişkin cinsel ilişkisinde yanıt verici olmakta zorlanmaları şaşırtıcı değildir. Cinsel ilişki sırasında edilgen ve hareketsiz kalan kadınlar daha çok cinsel sorun yaşarlar. Hareketsiz kalma ve insiyatif almama cinsel ilişkinin ritmini ve cinsel girişimin zamanlamasını tamamen erkeğe bırakmak anlamına da geldiğinden kadının cinsel yanıtlarıyla bağlantısız olmasına da neden olmaktadır. Erkeğin başlatıcı ve ilişkiyi yönetici bir rolde olması kendi uyarılma düzeyine göre ilişkiyi yönlendirmesine ve eşinin uyarılmasına dikkat etmemesine neden olmaktadır. Yeterli hazırlık ve cinsel uyarma olmadan tekrarlanan cinsel ilişkilerin, cinsel istek ve haz üzerinde olumsuz etkileri olabilir. Bazı erkekler eşleri cinsel olarak ilgili, yanıt verici olduğunda oldukça rahatsız olur. Bizim kültürümüzde kadınların cinsellikle ilgili aktif tutum almaları ve kendi cinselliklerine sahip çıkmaları çok uygun karşılanmaz. Ayrıca kadının, daha çok eşine uyum göstermesi, onun beklentilerine göre hareket etmesi beklenir. Saygı, özen ve incelik beklentisi içindeki kadın bunları alamadıkça cinsel isteğini yitirebilir.

Estrogenolit Damlası

CİNSEL SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Estrogenolit Hap

Partnerinizle aynı kafa yapısına sahip olmanız, birçok sorunu aşmanızı sağlar. Hangi filmi izleyeceğinize karar vermeniz 5 saniye sürer, yorgan kimde kavgası yaşanmaz, seks hayatınız da mükemmel olur. Fakat burada biz bir adım daha ileri gidecek ve aranızda libido miktarı ile ilişkili bir sorun olduğunu düşüneceğiz. Ne kadar sıklıkla seks yapmak istiyorsunuz? Partneriniz de sizin kadar istiyor mu? Arada fark olabilir. Bu istenç farkı, büyük sorunlar da yaratabilir. Biz de işin uzmanlarına danıştık ve bu tip bir sorun ile karşılaştığınızda ne yapmanız gerektiğini sorduk.

Sorun: Daha Fazla Seks İsteyen Taraf Sizsiniz

Uzmanlara göre, erkeklerin libidolarının daha yüksek olmasının nedeninin, erkeklerde daha fazla testosteron bulunması olmasıdır. Erkeklerin spontane olarak uyarılmaları, bu açıdan bakıldığında fizyolojik olarak daha mümkün. Küçük şeyler bile bizi baştan çıkarabilir ve uyarılmalara neden olabilir.

Çözüm:

Seks yapmak istediğinizi ona açık açık söyleyin. Bunu direkt dillendirmek size biraz garip mi geliyor? Film izlerken birden söyleyin, aradan çıkarıverin. Seks konuşurken kullandığımız dilin kendisi bile kendi içinde seksi olabilir. Yani, bu işe de bir fantezi gibi bakın. Sabahları onunla seks yapmayı ne kadar sevdiğinizi, bunu daha fazla yaşamak istediğinizi söyleyin. Eğer tepki vermiyorsa, işe biraz duyguları katın ve sizin için seksin ne anlama geldiğini açıklayın. Unutmayın, diyalog her konuda sizi birbirinize bağlayacaktır. Seks de bu konudan bağımsız değil.

Sorun: Daha Fazla Seks İsteyen Taraf O

Yapılan bir çalışmaya göre, erkekler karşı tarafın libidosunu ciddi anlamda küçümsüyorlar. Hatta, karşı tarafın isteksiz olduğunu gördüklerinde, işi başlatmaya da girişmiyorlar. Fakat kadınlar da seks yapmak istiyor. Bunu özgürce ifade edemiyor olabilirler. Dolayısıyla, sundukları ipuçları da kolaylıkla gözden kaçabilir.

Çözüm:

Taleplerini küçümsemeyin. Daha fazla seks isteyen taraf, eğer istekleri karşılanmazsa kendisini kötü hissedebilir; isteği daha az olan taraf da kendisini baskı altında hisseder. Çözüm basit: Ortak bir noktada uzlaşmaya çalışın. Ne kadar seks istediğinizi söyleyin; ondan da aynısını söylemesini isteyin. Ortaya bir zaman çizelgesi bile çıkarabilirsiniz.

Estrogenolit Hap

Erkek için erotizm kadın için romantizm…

Estrogenolit Hap

Erkek için erotizm kadın için romantizm…

Erkeklerin cinselliğin fiziksel boyutunu, kadınların ise duygusal boyutunu ön plana alarak seksi yaşadıklarını söylerler. “Cinsellik erkekler için erotizm, kadınlar için romantizm odaklıdır” diyen bunda hormonlarının etkisinin büyük olduğunu söyler. “Erkeklerin cinsellik hormonları uyarılma sırasında hızla en yüksek seviyeye çıkar ve orgazma ulaşır ulaşmaz aynı hızla en düşük seviyeye inerek cinsel uyarılmayı sonlandırır. Yani penis çabuk sertleşir ve boşaldıktan sonra çabuk iner. Kadınların cinsel uyarılma sürecinde ise, hormonları daha yavaş ve uzun sürede en yüksek seviyeye ulaşır ve orgazma ulaştıktan sonra da etkilerini göstermeye devam eder. Yani klitoris yavaş sertleşir ve boşaldıktan sonra da uzun bir süre sert kalabilir. Bu sayede bir kadın art arda birden çok kez boşalabilir veya orgazm olabilir ama bir erkeğin boşaldıktan sonra bir daha boşalabilmesi için bir dinlenme süresi gerekir. Erkeklerde sertleşmenin uyarılmanın açık göstergesi olması gibi, meni çıkışı da boşalma ya da orgazmın açık göstergesidir. Kadınlarda her iki durumda da bu kadar açık ve kesin bir gösterge yoktur, kadınlar boşaldığında meni gibi sıvı çıkışı olmaz ve kadınlar çoğu zaman kendilerini orgazm taklidi yapmak zorunda hissederler. Erkekler içinse, cinsel tatmin cinsel performansa eşdeğerdir. Kadınların yaptıkları gibi orgazm taklidi yapma olanakları olmadığından, performansları ölçüsünde cinsel tatmin sağlarlar. Bu nedenle de erkekler performans kaygısı yaşarlar ama kadınların böyle bir kaygıları olmaz” dedi. Erkeklerin cinselliği dokunarak, sevişerek hazırlık yapmadan doğrudan penis-vajina birleşmesi olarak yaşadıklarında da boşalabileceklerini, kadınların sevişmenin olmadığı bir cinsel ilişkide duygusal tatmin sağlayamadıklarından cinsel tatminlerinin ya olmayacağını ya da eksik kalacağını söylerler.Erkeklerse cinsel arzuları uyandıktan sonra daha kolay ve daha kısa sürede cinsel tatmine ulaşabilirler.Kadın ve erkeklerde ergenlik döneminde mastürbasyonla başlayan cinsel deneyimin, erkeklerde kadınlardan daha erken yaşlarda görüldüğüne erkeklerin hem bu dönemde hem de sonraki yaşlarda kadınlardan daha sık mastürbasyon yaptığını belirtti. Cinselliği en fazla düşünen ve daha fazla cinsel partneri olan tarafın erkekler olduğunu Klinik bulgular gösteriyor ki, erkeklerin ilk cinsel partner deneyimleri genellikle seks işçisi bir partnerle olurken, kadınlarda böyle bir deneyim yaşanmaz. Kadınların ilk cinsel partnerleri genellikle ilk sevgilileri olur. Erkekler cinsel deneyim açısından olgunluğa 20’li yaşlarda ulaşmış olurlar ama kadınlar cinsel deneyim olgunluğuna 30’lu yaşlarda ulaşırlar. Erkekler duygusal bir ilişkileri varken başka bir ya da daha çok partnerle cinsel ilişki yaşayabilir ama kadınların cinsel yaşamında genellikle aynı anda sadece tek bir partner olurlar.
Estrogenolit Hap

Aşkın yaşı yok derler, ya cinselliğin yaşı?

Estrogenolit Hap
Aşkın yaşı yok derler, ya cinselliğin yaşı?
Cinselliğin yaşı vardır. Kişiler yeterli cinsel eğitim almışlarsa, bedensel gelişimlerini tamamlamışlarsa ve güvenli cinsel ilişki kurma bilincine ulaşmışlarsa, hem kendisini hem de partnerini cinsel yolla bulaşan hastalıklardan koruyabilme bilincine ulaşmışlarsa, o zaman cinsellik için uygun yaş gelmiş diyebiliriz. Libido kadında 35 yaşına kadar artar, 45 yaşına kadar sabit kalır ve çok ileri yaşlara kadar azalarak da olsa gücünü korumaya devam edebilir. Kadın sağlıklı olduğu sürece yine çok ileri yaşlara kadar orgazm olabilme kabiliyetini korur. Hatta menopoza yaklaşmakta olan bir kadında gebelik oluşma ihtimalinin giderek azalmasıyla birlikte azalan gebe kalma korkusu, çocukların büyümesiyle birlikte ev iş yükünün azalması gibi etkenler kadında bu dönemlerde libidonun artmasına bile neden olabilir. Erkekte ise libido 20–30 yaşlar arasında doruğa çıkmıştır. Erkek de sağlıklı olduğu sürece ileri yaşlara kadar ereksiyon ve orgazm olabilme özelliklerini koruyabilir. Sonuç olarak erkeğin andropoza ve kadının menopoza girdiğinde cinsel yaşamının bittiği doğru değildir. Her iki cins için en uygun ve en ideal yaş 35’dir.Evet, her yaş döneminin ayrı bir güzelliği ve özelliği vardır. Genç yaşımızda yaşadığımız cinselliğin hissettirdiğini ancak o yaş grubunda anlayabiliriz. Cinselliği doğuştan getiririz ama yaşam süreci boyunca onu geliştirmek ya da olduğu yerde bırakmak bize bağlıdır. Yaş ilerledikçe geliştirdiysek daha doyurucu daha haz alıcı bir cinsellik yaşantımız olabilir. Sağlık sorunu yaşanmadığı sürece cinsellik her yaşta yaşanır ve yaşandığı her yaşta da ayrı bir güzellikte ayrı bir tat da verir. Hem erkek hem de kadında libido her ne kadar yaşa bağlı olarak azalma gösterse de, çiftler sağlıklı oldukları sürece çok ileri yaşlara kadar hiçbir tedaviye gereksinim olmadan cinselliklerini yaşamaya devam edebilirler. Ayrıca sağlıklı bir yaşlıda cinselliğin olmadığını ya da olmaması gerektiğini düşünmek, yemek yemenin, uyumanın yaşlılıkta gereksiz olduğunu düşünmek gibidir. İnsan yaşamında yeri olan böyle bir olguyu yaşlılar için yok saymak gerçekçi değildir. Yaşlılıkta cinselliğin boyutları farklıdır. Yaşlılıkta cinsellik, daha çok sarılma, öpüşme, birlikte rahatlama, gevşeme ve haz paylaşma amacına yönelik olarak kişilerin birbirlerine karşı sevgi ve bağlılıklarını ifade etmelerinin bir aracı olabilirSağlıklı bir erişkin 30–40 yaşları arasında haftada ortalama 1–4 kez ilişkide bulunur. Bu sabit bir sıklık değildir. Kişiden kişiye, aynı kişide farklı zamanlarda ilişki sıklığı geçici olarak artabilir veya azalabilir. Yaş ilerledikçe ilişki sıklığında azalma eğilimi gözlenir. Yaşla birlikte sıklık azalmasına rağmen, cinsel arzuyu doğuran kaynağın gücü aynıdır, ancak kaynağın doyurulma ihtiyacı azalır. Yaygın inanışa göre kadınlar ve erkekler belli yaşlardan sonra cinselliğin o kadar önemli olmadığını düşünüyorlar.Yaşlılıkta ortaya çıkabilecek fiziksel ve cinsel sorunlar yumuşaklık, sevecenlik, güven ve tanışıklık sayesinde kolayca aşılabilir. Ortalama 40 yaş farkın olduğu ilişkiler görüyoruz.Cinsellik zihinsel fiziksel ruhsal birliğin sağlandığı süreçtir. Kişiler arasında var olan saygı sevgi güven duygusunun olması ile birlikte iletişim boyutlarının güçlü olması cinsel süreçte alacakları hazzı artırıcı bir etkendir. Ancak biz ülke olarak cinsellikte ne yazık ki yasak günah ve ayıp üçlüsünü geçememekteyiz. Bununla birlikte cinsel mitlerimizin fazlalığı da her yaş grubunda cinselliği doya doya yaşayamamamıza sebep olmaktadır Aslında bakacak olursanız gençlerde bu süreçleri tam olarak yaşayabilmeleri ve uygulayabildiklerini daha az gözlüyoruz. Ancak arada 43 yaş çok fazladır. Hiç sorun olmayacak bir yaş farkı değildir. Ancak cinsellik doğduğumuz andan itibaren başlar ve nefesimiz bizi terk edene kadarda belli, değişken istekler haline sürer. Seks isteği her canlıda vardır ve yaşla alakası olamayan bir durumdur. Kadınları yaşları ilerledikçe cinsellikte daha iyi noktalara geldiği, erkeklerin performansının da düştüğü söylenir. Ama erkekler tam tersini savunur. Hangisi doğru? Aslında her ikisi de doğru olabilir. Kadınlar yaşlandıkça olgunlaşırlar, tıpkı bir şarap gibi. Kendi bedenlerini keşfederler ve bir erkeği nasıl mutlu edeceklerini öğrenirler. Erkekler ise gençken çok isteklidirler, yaşlandıkça istekleri azalır. İsteğin azalması tabiî ki erkekte performans düşüklüğüne yol açabilir ama bu her zaman geçerli olan bir kural değildir. Hem erkek hem de kadında libido her ne kadar yaşa bağlı olarak azalma gösterse de, çiftler sağlıklı oldukları sürece çok ileri yaşlara kadar hiçbir tedaviye gereksinim olmadan cinselliklerini yaşamaya devam edebilirler.
Estrogenolit Hap

İYİ BİR SEKS’İN PÜF NOKTOLARI

Estrogenolit Damla

Dünyanın en eski heyecanlarından birisi olan seks, yaşattığı haz ve salgılattığı onca harika hormon sayesinde bize gençlik, dinçlik, güzellik, dirilik, sağlık ve daha pek çok şey sunuyor. Seks sırasında kalp atışlarımız hızlanıyor, daha sık ve fazla nefes alıyor, vücuda daha fazla oksijen alıyor, kan dolaşımımızı hareketlendiriyor, içimizdeki hayat enerjisinin dönmesini sağlıyoruz. Düzenli seks yapanların stresi yönetme becerisinin, yapmayanlara nazaran daha fazla olduğu belirtiliyor. Seks yapın, sinirleriniz gevşesin, kalbiniz saat gibi çalışsın ve oksijen her bir hücrenize rahatça ulaşsın.Tatlı konuşmalar, yumuşak yastıklar, dinlendirici bir müzik çiftlerin cinsel enerjisini artıracak ideal bir ortamdır. Yemek yedikten sonra sevişmeyin. Sevişmeden önce soğuk içeceklerden, dondurmadan ya da buzdan kaçının. Çükü hazımsızlık veya soğuk yiyecekler cinsel enerjiyi azaltır. Ama yorgun, aç ve kızgınken de cinsel ilişkiden kaçının. Çünkü bu da cinsel enerjinizde dengesizliğe neden olabilir.Sevişmeden yarım saat önde tuvalet ihtiyaçlarınızı giderin. Dolu idrar torbasıyla cinsel ilişkiye girmek sıkıntı vericidir. Aşırı soğuk ya da aşırı sıcak havalarda sevişmek elektromanyetik alanda dengesizliğe yol açabilir. Sevişmeden önce ve sonra çok çalışmayın. Kaslar gevşediğinden enerji toparlamak zorlaşır. Çiftler için cinselliğin korku verici yanları da vardır. Erkeklerin yetersizlik, tatmin edememe, erken boşalma vb. korkuları da vardır. Kadınlarda ise kirletilme, zarar görme, aşağılanma. Cinsellik sevgi ve şefkat dolu dokunuşlarla kombine edilince korkutucu olmaktan çıkar. Bu nedenle cinsel mutluluğun sırrı çiftlerin birbirini çok iyi tanımalarında yatar. Partnerinin vücudunu iyi tanımak için göz kapakları, dudaklar, yüz, göğüs bölgesi, eller, kalça, bacaklardan ayak parmaklarına kadar cinsel haz alarak ve cinsel haz vererek sevgiyle dokunmak şarttır. Böylece partnerinizin gizemini dokundukça keşfedecek, karşınıza çıkacak yeni duygular hoşunuza gidecek ve her ikiniz de oldukça heyecanlı ve zevkli anlar yaşayacaksınız.Daha da uzun, duyarlı ve keyifli bir cinsellik yaşamak, erkeklerde boşalmanın denetim altına alınması, kadınlarda ise daha kolay orgazma ulaşılması için son derece gerekli olan ön sevişme, cinsellikten alınan hazzın arttırılması ve cinsel uyumsuzlukların daha az görülmesi için de gereklidir. Bu nedenle ön sevişmeye yeteri kadar zaman ayıran çiftler sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşama sahip olurlar.
Estrogenolit Damla

EN SIK GÖRÜLEN FETİŞLER

Estrogenolit Damla ve Estrogenolit Hap

Yapılan çalışmaların sonucunda, fetişizmin kadınlara nazaran erkeklerde daha sık görüldüğü sonucuna ulaşılmıştır. İşte en sık görülen fetişler;

Cinsel Rol Yapma

Burada iki veya daha fazla kişinin cinsel içerikli bir senaryoyu çeşitli rollerde doğaçlama olarak oynaması söz konusu. Herhangi bir cinsel fanteziyi kapsayabiliyor. Çiftler belirli bir yer, mekan, kostüm ve benzeri dekorlar kullanarak ve rol yaparak bu fanteziyi gerçekleştirebilirler. Örneğin, yaramazlık yapan hemşire veya hizmetkar rolü oldukça yaygındır.

Naylon, Lateks ve Deri

Bu fetişte kişi kendisinin veya partnerinin giymiş olduğu naylon, lateks veya deri kıyafetten zevk alıyor. Daracık olan kumaş aslında cinsel açıdan bağlama ile eşdeğer tutuluyor. Kimisi içinse bu kumaşların kokusu cezbedici oluyor ve uyarılmaya da yol açabiliyor. Örneğin kişi partnerine kedi kadın kıyafeti ayarında deri bir tulum giydirebiliyor.

Röntgencilik ve Teşhircilik

Yapılan çalışmalarda her üç kişiden birinin seks izlemekten veya kendisini sergilemekten hoşlandığı tespit edildi. Yine yapılan çalışmalarda erkeklerin %12’si ve kadınlara %4’ünün canlı cinsel aktivite izledikleri saptandı. Bu da yetişkin eğlence sektörünün yani porno sektörünün müşteri profilinin yüzde 80’inin erkek olması ile destekleniyor. İçimizde az da olsa teşhircilik hissi vardır. Örneğin denize plaja gittiğimizde bikini ve mayo ile kendimizi ortaya koyuyoruz. Dikkat çekmeyi seviyoruz. Bu fetişte “yakalanma riski” olduğundan dolayı adrenalin dozu yüksek ve de dolayısıyla arzu, istek ve hormonlarla karışınca bağımlılık yaratabilen bir eşleşme söz konusu olabiliyor.

Popoya Vurmak

İnsanlar niçin popolarına vurulduğunda zevk alır? Bu sadece hissedilen acı ile örtüşmez. Aslında poponun baldırla buluştuğu nokta erojen bölge olarak kabul ediliyor ve doğru miktarda baskı ve sıklıkla yapıldığında birçok insan için uyarıcı olabiliyor. Aslında hedef kesinlikle tahrik etmek…

Ayaklara Tapmak

Ayak fetişleri oldukça yaygın. Hatta vücutta cinsel olmayan vücut parçaları ile cinsel olmayan nesneler arasında da en yaygın fetiştir. Ayak fetişlerinin yüzde 90’ı da erkek… Bu, ayakkabı, çorap veya naylon çorapları da kapsayabilir. Beynimizdeki farklı zevk merkezlerinin nasıl çalıştığı ile alakalı bir durum. Ayaklarla ilgili takıntılarımız bebekken başlıyor. Bebekler ayak parmaklarını ağızlarının içine sokmaya bayılıyor ama tabii ki vücutlarını keşfetmekle meşgul oldukları için bu onlar açısından doğal bir davranış.

Estrogenolit Damla ve Estrogenolit Hap

TENSEL UYUM NEDİR?

Estrogenolit Hap
TENSEL UYUM NEDİR?

Çiftlerin birbirlerine dokunduklarında oluşan elektrik tensel uyumun ta kendisidir. Tensel uyumu iyi olan çiftlerde cinsel yaşam çok daha mutlu yaşanmakta ve eşlerin birbirlerine olan sadakati ömür boyu sürmektedir. Cinsellik mutlu birliktelikler için her iki tarafın da aradığı bir aktivitedir. Mutlu bir cinsel yaşam da tensel uyumdan geçmektedir. Birbirine dokunduğunda heyecanlanmayan ve birbirlerini istemeyen çiftlerin birlikteliklerinin uzun ömürlü olması beklenemez.Partnerinize dokunmaktan büyük bir keyif alıyor ve birbirinizden zor kopuyorsanız tensel uyumunuz iyi demektir. Mutlu ve sağlıklı bir cinsel yaşam için tensel uyum gereklidir. Vücudun salgıladığı feromon hormonu tensel uyumda önemli rol oynar. Aşkın kokusu adı da verilen feromonlar kişinin ruh halini ve davranışlarını değiştirmektedir. Tensel uyuşmazlıkta ise çiftler aynı cinsel istek düzeyinde olmayıp birbirlerine dokunduklarında heyecanlanmazlar. Gerçek aşkın ve sevginin yaşandığı ilişkilerde tense uyumsuzluk genelde yaşanmamaktadır. Tensel uyumu mükemmel olan çiftler se artık birbirlerini sevmeseler de birbirlerinden kopamazlar.Birbirini görmeden yapamama, sürekli yanında olma isteği, dokunuşlara karşı koyamama, onsuz bir hayat düşünememe, cinsel olarak asla başka birini istememe ve daha birçok duyulan hissin altında tensel uyum yatmaktadır. Hava ile birlikte alınan ve beyne kadar giderek ten haberleşmesini sağlayan feromon hormonları herkeste farklı etki yaratmaktadır. Tıbben yumurtlama döneminde erkek tarafından kadında hissedilen feromon hormonlarının erkeklere çok çekici geldiği gözlemlenmiştir.Toplumda bazı yanlış inanışlar var. “Birbirini seven, iyi anlaşan çiftlerin cinsel yaşamları da iyidir” diye düşünmek yanlış bir inanış, evlilik uyumunun iyi olması eşlerin cinsel sorun yaşamalarına engel değildir. “Cinsel yaşam iyi ise evlilik iyi gider” demek de yanlıştır.Kişinin cinsel yaşamı biyolojik yapısından, yaşam koşullarından, içinde yetiştiği ve yaşadığı kültürel çevreden etkilenir. Bu nedenle de sorunsuz, uyumlu bir cinsel yaşam için neyin gerekli olduğunu, cinsellikte neyin normal neyin ise anormal olduğunu söylemek oldukça zordur. Eşlerin cinsel yaşamında olması veya olmaması gerekenler iki kişinin beklentisine bağlıdır diyebiliriz. Bu beklentilerin anlaşılması için eşler arasında açık bir iletişim olması gerekir. Beklentilerin anlaşılması ve ortak bir noktada buluşulması hemen olmaz, evlilikte cinsel uyum zaman alır ve çaba gerektirir.Evliliğin bütününün sağlıklı olması için hem eşler arasındaki iletişimin hem de cinselliğin sorunsuz gitmesi gerekir ve her iki alandaki sorunlar da birbirini etkiler. Araştırmalar cinsel işlev bozuklukları ve evlilik sorunlarının çoğunlukla bir arada görüldüğünü ortaya koyuyor. Ancak öncelik sırası farklı olabiliyor, yani bazen evliliğin başka alanlarındaki sorunlar cinsel uyumu etkiliyor, örneğin parasal konulardaki sıkıntılar veya iletişimsel çatışmalar cinsel ilgi ve isteğin azalmasına sebep olabiliyor. Bazen de cinsellikteki sorunlar evlilik uyumunu bozuyor.
Estrogenolit Hap

Çocuğum Olmuyor Ne Yapmalıyım

Estrogenolit ile mutluluğun formülü çok açık! Bir erkek bir kadın bir de Estrogenolit. Aylardır hatta yıllardır çocuk sahibi olmak istiyor ama sebebi yokken bir türlü çocuk sahibi olamıyor musunuz? Her yolu denediğinizi düşünüyor neredeyse her gün doktor doktor dolaşıyor ve her birinde daha çok umutsuzluğa kapılıyorsunuz değil mi?
Kişilerin uzun süre çocuk sahibi olamamasının sebebi her zaman kısırlık problemlerinden kaynaklı olmayabilir. Özellikle şehir hayatı, üzerinde oynanmış GDO’lu ürünler, yoğun stres ve zamansızlık problemi de çocuğunuzun olmamasına yol açabilir. Bu gibi sorunlara karşı kadercilik yapmamanızda ve bol bol araştırmanızda fayda var. Çünkü uzun süreli evliliklerde sıkça görülen başlıca sorunlardan biri de isteksizlik problemidir. Bu durum kimi zaman psikolojik olarak meydana gelse de asıl olarak kişilerin birbirlerine alışmasından veya kolay elde edebilmesinden de kaynaklanabilir. Uzun süreli ilişkilerde dikkat ederseniz; çiftler artık kendilerine bakmamaya kilo almaya ve kişisel bakımına dahi özen göstermemeye başlarlar. Bu durum çiftlerin karşılıklı olarak birbirlerinin gözlerine batmadığı veya önemli olmadığı sanılsa da asıl olarak çok farklıdır. Bu yüzden çiftler sadece kendileri için dahi bakımlı olmalıdır. Fakat bunlar cinsel isteksizlikte sadece etkili olan faktörler. Sonuç olarak çiftlerin birbirini suçlamaması ve el ele vererek bu duruma bir çözüm yolu aramaları gerekir. Kadınlardaki isteksizlik sorununu çözmeye ve erkeklerdeki sperm sayısını artırmaya yardımcı olabilen Estrogenolit içeriğindeki özel formülü ile gün içinde zinde kalmanıza da katkı sağlayabilir. Estrogenolit’in herhangi bir yan etkisi bulunmamakla birlikte besinlerden alamadığınız ve hormonlarınızı olumsuz bir biçimde etkileyen vitamin eksikliğinin de giderilmesine yardımcı olabilir. Bu sayede vücudunuz eski hormon dengesine yeniden kavuşabilir ve çocuk sahibi olma olasılığınız da doğal olarak artar.

DOĞUM SONRASI SEKS

Estrogenolit Damlası
Dokuz aylık geri sayım sona erdi ve dünyanın en güzel varlığına, bebeğinize kavuştunuz. Peki, bundan sonra eşinizle tıpkı hamilelik öncesi olduğu gibi sorunsuz bir cinsel hayat yaşamanız mümkün mü? Tabikide değil.. Ne de olsa eşinizin yanı sıra tüm ilginizi vermeniz gereken bir bebeğiniz var artık kucağınızda..
Normal doğumdan yaklaşık altı hafta, sezaryenle doğumdan ise üç ya da dört hafta sonra fizyolojik olarak kadınlar cinsel ilişkiye girmeye müsait hale geliyorlar. Ancak, psikolojik olarak kendinizi seks yapmaya hazır hissetmeyebilirsiniz. Zira artık bir annesiniz ve kimliğinizi sadece annelik ile özdeşleştirip kadınlığınızı bir kenarda bırakmış olabilirsiniz. Annelik duygusunun vermiş olduğu endişe ve sürekli çocuğu düşünme telaşı ile çoğu yeni anne, eşini ikinci plana attığının farkında bile olmaz. Şu da bir gerçek ki doğumdan sonra kadınlık hormonlarının bir kısmı azaldığından cinsel istek de azalabilir. Ancak, bu geçici bir durumdur. Süt verme döneminin ortalarına doğru hormonal fonksiyonlar tekrar normale dönmeye başlayacaktır. Sorun uzun vadede devam ederse, cinsel isteksizlik ve ilişki kuramama söz konusu olursa, doktorunuza danışarak hormon tedavisi uygulayabilirsiniz.
unu iyi bilmek gerekiyor ki çocuktan sonra çiftlerin sekse olan ilgilerinin azalması, geçici bir durumdur. Doğumdan sonraki ilk dönemde ortaya çıksa da zamanla eşler birbirlerine karşı cinsel ilgi duymaya yeniden başlarlar. Tüm ilişkilerde anahtar niteliği taşıyan iletişim , bu sorunda da devreye girmelidir. Eşler birbirlerine baskı yapmadan destek olmak ve sevgi göstermekle süreci kolaylaştırabilirler. Ancak, bebekten sonra hiçbir şekilde cinsellik yaşanamıyorsa, bir uzmandan yardım almak gerekebilir. Ayrıca doğum sonrası rahim ağzı açık durumda olduğu için her türlü enfeksiyona kolaylıkla maruz kalabilir. Bu yüzden belirtilen sürenin geçmesini beklemek gerekir. Altı haftalık dönemden sonra vücut adaptasyonunu tamamlamış olur.
Bu dönem aslında 40 gün sürmektedir. Yani halk arasında 40 çıkartma olarak bilinir. Bu dönem kadının lohusalık denilen dönemidir de aynı zamanda. Bu süre içinde cinsel ilişkiye vücudun hazır olması söz konusu değildir. Bu altı haftalık dönemde rahim, genital organlar, bütün hamilelik döneminde ortaya çıkan değişikliklerin hepsi normale dönmektedir. Bunun sonucunda kadın altı haftanın sonunda emzirme hariç hamile olmadan önceki dönemine geri döner. Kısacası cinsel ilişki için kadın açısından ortalama doğumdan sonra 40 gün geçmesi gereklidir.
Ayrıca bütün doğum yapan kadınlarda doğum sonrası ruhsal ya da bedensel bir takım problemler yaşanmaktadırlar. Bu nedenle ister sezaryen ister normal bir doğum yapmış bir kadını cinsel ilişkiye zorlamak yanlıştır. Kadınlar bu dönemde çok hassas olurlar. Onun için bu dönemde en büyük görev eşlere düşmektedir. Eşler sevgi ve ilgi gösterdiklerinde kadınlar kendilerini mutlu hissederler.

Estrogenolit Damlası